Basel II düzenlemesindeki eksiklikleri gidermek ve finans kuruluşlarına yeni bir bakış katmak amacıyla oluşturulan Basel III düzenlemesi, bir ek düzenleme seti olarak tanımlanıyor. Bu düzenleme setinde yer alan yeni kurallar küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkisi bulunduğu tüm dünyadaki mevcut finans kuruluşlarını yakından ilgilendiriyor. GTech olarak bu yazımızda sizler için Basel III düzenlemesini açıklayarak bu düzenlemenin hedef ve kriterlerine yer verdik.

Basel III Nedir?

Basel III, dünyanın yüzleştiği en büyük finansal krizlerden birisi olarak görülen 2008 yılında yaşanan Küresel Finansal Krizi sonucunda mevcut düzenlemelerin sahip olduğu yetersizlikleri gidermek amacıyla hazırlanmış bir ek düzenlemedir. Bankacılık sektöründeki riski azaltmak, finansal denetim ve düzenlemeleri iyileştirmek için hazırlanmış olan Basel III düzenlemesi ile bir önceki düzenleme olan Basel II uzlaşısının eksik yönlerinin giderilmesi de amaçlanır. Basel II gibi sermaye gereksinimi hesaplama yöntemini tamamen değiştiren bir düzenleme olmayan Basel III temelde eksiklikleri tamamlayan bir ek düzenlemeler seti olarak tanımlanıyor.

Yeni kurallar seti olarak Basel III düzenlemesinde başta mevcut özkaynak ve sermaye yeterliliği hesaplama yönteminde önemli bir rol oynayan sermayenin niteliği ve niceliğinin artırılmasına yönelik olarak belirli standartlar sunarak dönemselliğe bağlı olarak faydalanılacak ilave sermaye tamponunun oluşturulması gibi başlıklar yer alıyor. Ayrıca, Basel II düzenlemesinin yetersiz olduğu noktalar olarak kabul edilen likidite yeterlilik ve risk bazlı olmayan kaldıraç oranları gibi konularda da yeni düzenlemeler sunuyor.

Basel III Uzlaşısının Hedefleri Nelerdir?

Basel II düzenlemesinin eksikliklerini tamamlamasının yanı sıra Basel III düzenlemesi finans kuruluşlarına yönelik belirli yeni yaklaşımları da içeriyor. Basel III düzenleme değişiklikleri ile ulaşılması amaçlanan hedefler şu şekilde sıralanabilir:

> Kaynağı fark etmeksizin her türlü finansal ve ekonomik şoka karşı bankacılık sisteminin dayanıklılığını artırmak.

> Kurumsal yönetişimine ve risk yönetimine yönelik uygulamalar geliştirmek.

> Bankaların kamuya bilgi verme özelliklerini ve şeffaflığını artırmak.

> Finansal sistemlerin makro düzenlemeler ile ekonomik sarsıntılara karşı direncini artırmak.

> Asgari likidite oranına yönelik çeşitli düzenlemeler yapmak.

> Alım-satım hesaplarına yönelik sermaye yeterliliği hesaplamalarında değişiklikler yapmak.

> Mevcut asgari sermayeyi nicelik olarak artırmak ve niteliğinde değişiklikler yapmak.

> Sermaye ihtiyacının ekonomik çevrim dönemlerine göre artırabilmek veya azaltabilmek.

Basel III Kriterleri Nelerdir?

Basel III düzenlemesi ile hedeflenen finansal iyileştirme ve geliştirmeler için uygulanan belirli kriterler bulunuyor. Bu uzlaşının hedeflerine ulaşmak için içinde barındırdığı kriterler şu şekilde sıralanabilir:

  • Daha Nitelikli Sermaye: Basel III düzenlemeleri doğrultusunda, Basel II düzenlenmesinde yer alan öz kaynakların kapsamı değiştirilmiştir. Ana sermaye veya çekirdek sermayede en etkin ve kaliteli sermaye kalemlerinin yer alması amaçlanıyor. Basel III düzenlemesinde ana sermayenin %100’ünün katkı sermayesi tarafından geçilemeyeceği belirtilirken; üçüncü kuşak sermaye uygulamasını ise tamamen kaldırılmıştır. Diğer sermaye kalemleri ise ana sermaye hesaplanırken indirim kalemi olarak değerlendirilir.
  • Sermaye Niceliğinde Artış: Çekirdek Sermaye Oranı, Toplam Yasal Sermaye Oranı ve Ana Sermaye Oranı artırılmıştır. Bu noktada gerçekleştirilen artış ile finans kuruluşlarının kâr dağıtımı gibi belirli konularda daha serbest hareket edebilecekleri düzeyler belirlenmiştir. Ayrıca, Basel III ile ortaya çıkarılan sermaye koruma tamponu kademeli olarak çekirdek sermaye, ana sermayeye ve toplam sermayeye eklenir. Sermaye koruma tamponunun sağlanamadığı durumlarda ise bankaların faaliyetlerine olağan bir şekilde devam etmeleri ancak kâr dağıtımına yönelik değişen oranlarda kısıtlamalar getirilebiliyor.
  • Likidite Düzenlemeleri: Likidite Karşılama Oranı ve Net İstikrarlı Fonlama Oranı olmak üzere iki adet oran düzenlemelere dahil edilmiştir. Bu oranlardan Likidite Karşılama Oranı finans kuruluşunun likit varlıklarının 30 gün içerisinde gerçekleştirilecek net nakit çıkışlarına ayrılmasıyla hesaplanır ve en az %100 oranında olması gerekiyor. Benzer şekilde, orta ve uzun vadeli süreçlerde finans kuruluşları pasif yapılarını güçlendirerek istikrarlı ve güvenilir bir fonlama sağlamak için düzenlemelere dahil edilen Net İstikrarlı Fonlama Oranı’nın da %100 olması gerekiyor.
  • Risk Bazlı Olmayan Kaldıraç Oranı: Basel III düzenlemeleri ile ana sermayenin çeşitli dönüşüm oranları ile bilanço dışı kalemler ve aktifler toplamına bölünmesiyle belirlenen arasındaki risk bazlı olmayan bir kaldıraç oranını yerleştiriliyor. Sermaye oranlarını destekleyici nitelikte olan bu kaldıraç oranı aynı zamanda şeffaf, basit ve anlaşılırdır.

Basel III Uzlaşısının Ekonomiye Etkileri Nelerdir?

Basel III düzenlemesinin ekonomiye etkilerinden biri bu düzenlemeyle sermaye ve likiditeye yönelik getirilen yeni standartların döviz kurlarında, emtia fiyatlarında ve küresel düzeyde arz talep dengelerinde belirli değişikliklerin yaşanmasıdır. Ayrıca, Basel III standartlarının uygulanmasıyla ülkeler arasındaki mevzuattan kaynaklanan yasal boşluklardan yararlanmak için bankaların yoğun faaliyet gösterebileceği öngörülen bir gelişmedir. Bu nedenle, bu düzenlemelerin küresel düzeyde başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için dünyadaki mevcut düzenleyici ve denetleyici otoritelerin etkin bir işbirliği halinde bulunmaları gerekiyor. Maliyeti azaltmasının yanı sıra Basel III düzenlemelerine adaptasyon sürecinin uzun ve kademeli olması da beklenen bir durumdur. Ayrıca, bu düzenlemeler doğrultusunda bir ülkenin ekonomik sistemindeki olumsuzluklar diğer ülkelerin sistemlerini de kolay bir şekilde etkileyebileceği düşünülüyor.

Kaynakça

https://www.bddk.org.tr/ContentBddk/dokuman/duyuru_basel_0001_53.pdf